Erbaa Mutlu Sonlu Masöz Bayanlar

Erbaa Mutlu Sonlu Masöz

I˙kisi   de   I˙ngilizceyi   aslabir   zaman   ö ğrenememişlerdi.   Sadece   Etlin   Nine Erbaa Mutlu Sonlu Masöz komşu çocuklarından birtakım açık saçık kü fü rler ö ğrenmişti, o kadar. Sokak kapısının ö nü ndeki basamaklarda   kara   botlarıyla   tepinerek,   “I˙t   gö tü ,   geberesice!”   diye   haykırırdı.   Kapının ö nü ndeki basamakların bunu yapmak için en uygun yer olduğunu bilirdi. Sokaktan geçenler gö rmesin diye, Lesje’nın annesiyle babasının onu içeri sokmak için yapmayacakları şey yoktu. İngiliz bozuntuları. O donuk, kişiliksiz yanaşmaların sokak kapısının ö nü nde avazı çıktığı kadar, “Gö tü n kırılsın inştanrı!” diye bağıran küçük potinli nineleri yoktu ki. Lesje şimdi her şeyi daha iyi anlayabiliyor.

Ninelerinin en tuhaf yanı, aralarındaki korkunç benzerlikti. I˙kisinin de evi kü çü ktü , karanlıktı, mobilya  cilası  ve  naftalin kokardı. I˙kisi  de  duldu, ikisinin de  yukarı  kat  odalarından birinde gizlenen ü zgü n gö zlü  bekar adam pansiyonerleri vardı. I˙kisi de porselen biblolara meraklıydı, ikisinin de ö n odaları gü mü ş çerçeveli aile fotoğraflarıyla doluydu, ikisi de çaylarını cam bardakta içerlerdi.

Erbaa Mutlu Sonlu Masöz

Lesje kü çü kken, okula gidecek yaşa gelmeden ö nce, haftanın yarısını onlardan biriyle geçirirdi. Çü nkü annesi çalışmak zorundaydı. Mutfakta yere oturur, dergilerden, annesinin çalıştığı kü çü k seyahat acentesinin broşü rlerinden resimler keser, bunları ü st ü ste koyarak kü meler oluştururdu. Erkekler bir kü meye, kadınlar bir kü meye, kö pekler bir kü meye, evler başka kü meye. Ayrıca anneannesi de çayını içer, Lesje’nın anlamadığı bir dilde halalarla, yengelerle mevzuşundu. Annesiyle babası bu dilleri evde hiç mevzuşmazlardı.

Bunun Lesje’yı ü ç dil bilen biri haline getirmesi gerekirdi fakat tam tersi olmuştu. I˙ngilizcesi kö tü ydü , sö zcü kleri ağır ağır, zahmetle hecelerdi, hayal gü cü nden yoksundu. Beşinci sınıftayken ö ğretmeni ondan “Yaz Tatilim” başlıklı bir yazı yazmasını istemişti. Lesje da taş koleksiyonuyla  ilgili  bir yazı  yazmış, her taş  hakkında  teknik detaylar vermişti. O¨ ğretmeni yazıyı okuyunca ona kırık not vermiş, bir de sö ylev çekmişti: “ Kişisel bir şey yazman gerekirdi, yaşadığın bir şeyi yazmalıydın, ansiklopedide okuduklarını değil. Yaz tatilinde başka şeyler de yapmış olmalısın.” Lesje anlamamıştı.   Yaz   tatili   boyunca   başka   bir   şey,   anımsayabildiği   başka   bir   şey yapmamıştı.